ARTIFICIAL INTELLIGENCE IN PSYCHIATRY: APPLICATIONS AND CHALLENGES
Ruhsal hastalıkların küresel ölçekte artan yükü, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde psikiyatri hizmetlerine erişimde eşitsizlikler yaratmaktadır. COVID-19 pandemisi bu durumu daha da ağırlaştırarak, dijital çözümlere ve yeni müdahale yöntemlerine olan ihtiyacı artırmıştır. Bu bağlamda yapay zekâ, psikiyatri ve psikoterapide önemli bir dönüşüm potansiyeli sunmaktadır. Yapay zekâ; alt teknolojiler aracılığıyla tanı, prognoz, tedavi ve psiko-eğitim süreçlerinde giderek daha yaygın kullanılmaktadır. Klinik karar destek sistemleri, doğal dil işleme tabanlı duygu analizi, mobil uygulamalar ve telepsikiyatri çözümleri, sağlık profesyonellerine iş yükünü hafifletme ve hizmet erişimini artırmada güçlü imkânlar sunmaktadır. Duygudurum bozukluklarında elektroensefalografi tabanlı derin öğrenme modelleri tanıda yüksek doğruluk sağlamış; sanal terapi araçları ise psiko-eğitim ve semptom azaltmada anlamlı etkiler göstermiştir. Şizofreni, bipolar bozukluk ve otizmde kullanılan algoritmalar, hastalık seyri tahmininde ve erken tanıda umut verici sonuçlar vermektedir. Bununla birlikte, veri gizliliği, etik sorunlar ve klinik doğrulama ihtiyacı, bu teknolojilerin yaygınlaşmasının önündeki başlıca engellerdir. Yapay zekâ ruh sağlığı alanında büyük fırsatlar sunsa da etik riskler ve insan-insan etkileşiminin azalması nedeniyle ancak insan merkezli, şeffaf ve tarafsız bir şekilde uygulandığında etkili olabilir. Sonuç olarak, yapay zekânın psikiyatrideki rolü hızla genişlemekte olup, gelecekte daha erişilebilir, maliyet-etkin ve kişiselleştirilmiş ruh sağlığı hizmetleri sunulmasına katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Bu süreçte etik ilkelerin, hasta mahremiyetinin ve insan merkezli yaklaşımların korunması kritik önemdedir. Anahtar Kelimeler: Yapay Zekâ, Öğrenme, Ruhsal Bozukluklar, Etik